Samarra'da doğan Ebu Bek-ri Şibli ya da daha çok bilinen adıyla İmam Şibli tarafından 880 yılında yazılan Cinlerin Esrarı kitabı cinlere dair bilgiler veren bir kitaptır. Orjinal yazım dili Arapça olan kitabın içeriğinde Cinlerin dini inanışları, iblis, ifrit gibi tehlikeli cinlerden korunma, zararsız cinler gibi konular mevcuttur. Ama en önemli ve dikkat çeken konusu ise cinlerin çağrılmasına dair yazdığı bilgilerdi. Bu metodları kullanarak cin çağırmaya çalışan insanlarda psikolojik sorunlar ve çevreye karşı yabancılaşmalar başlaması üzerine kitap yasaklanmıştır.

KİTABIN TÜRKÇE TERCÜMESİ

Kitabın Türkçe tercümesi 1979 yılında Muhammet Fersat tarafından yapılmış ve Fersat yayınevi tarafından piyasaya sunulmuştur. İlk çıktığı zamanlar çok tartışma konusu olan kitap kısa sürede bir çok insan tarafından alınmıştı. Ama zamanla kitabı okuyan insanlarda anormal hareketler sergileme, çevreden uzaklaşma gibi olaylar gözlenmişti. Çeşitli intihar olaylarının da arttığı bu zaman da intihar edenlerin çoğunun evinde bu kitabın bulunması kitabın yasaklanmasına sebep olmuştur. Kitabın ülkemizde ki ömrü hemen hemen 1 seneyi bulmuş ve yayınevide bu kitabın baskılarına son vererek elinde bulunan baskılarını da imha etmiştir.

İMAM ŞİBLİ KİMDİR

İmam Şıbli'nin kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte Abbasi hilafetinin başkenti olan Samarra kentinde dünyaya gelmiştir. İmam Şibli, Seyhun'la Semerkand arasında kalan Usrusene yöresinin yerleşim yerlerinden biri olan Sıbliyyedendir. Bazı kaynaklarda ise Usrusene yöresinden olduğu gerekçesiyle Ebu Bekir Usruseni nisbesiyle anılmaktadır. Bu yörenin bize göre en önemli özelliği ise bölgede yaşayan herkesin Türk asıllı olmasıdır. Bu nedenle İmam Şibli'nin de aslında Türk asıllı olduğu kaynaklarda geçmektedir.

Şibli'de babası gibi Abbasi Sarayında mabeyincilik yapmak için eğitim görmüştü. Ancak o zamanlar Saray'da yaşanan çeşitli entrikalar halka olumsuz şekilde fazlasıyla yansımaktaydı. Şibli'nin ise bu durumda bir karar vermesi gerekti. Ya Saray'da yaşanan bu olayları ve halkın çilesini görmezden gelerek mevki, mal,mülk sahibi olmaya devam edecekti. Ya da maldan mülkten mevkiden yani dünyevi her türlü zevkten vazgeçerek günah işlediğini düşündüğü bu hayattan vazgeçecekti. Şibli ise bu aşamada kararını vermiş ve makamı mevkiyi malı mülkü bir yana bırakarak tasavvufa yönelmiştir.