Bu yazımızda vefkin faydalarını ne için yapılması gerektiğini nerelerde kullanılmasının daha doğru olacağını anlatacağız.

OSMANLI DEVLETİNDE VEFK

Vefk uzun yıllardır atalarımız tarafından kullanılan ve kişiyi isteklerine kavuşturmak, kötülüklerden korumak gibi amaçlar için hazırlanan tılsımlardır. Osmanlı Devleti zamanında padişahların eşyaları incelendiği zaman zırhlarında, kalkanlarında veya elbiselerinde vefklerin çizili olduğunu görebiliriz. Zamanın alimleri tarafından ordunun galibiyeti, nazardan korunma, şifa bulma gibi konularda sık sık vefkler hazırlanırdı. Padişah ve ordu bu sayede manevi olarak güçlenir ve savaşta asgari zarar görürdü. Aslında Kuran-ı Kerim'i yol gösterici olarak benimseyen padişahların vefklerden yararlanması vefkin önemini daha iyi anlatmaktadır. Topkapı Sarayı Müzesinde bulunan padişahların giymiş olduğu giysilerde tılsımlı sözlerin, ayetlerin ve çeşitli sembollerin anlamı hala araştırılmaktadır. Osmanlı Devleti'nin sınırlarını bu kadar genişletmesinde ve kazandığı bunca savaşta vefkin de şüphesiz çok önemli bir yeri vardır. Halkında o zamanlar çok sık şekilde yararlandığı vefkler sayesinde bolluk ve bereket eksik olmazdı. Nazardan korunma, bolluk vefki, koruyucu vefkler halk tarafından en çok hazırlatılan vefkler arasındadır. Ne zaman ki Osmanlı Devleti bu ilimlerden uzaklaşarak batıl inançları benimsemeye başladı o zaman çöküş dönemine girdi.

VEFK'İN FAYDALARI

Vefkler kişiyi kötülüklerden korumak, sevdiği insanın kendisine ilgi duymasını sağlamak, küs olanları barıştırmak gibi sayısız amaç için kullanılan bir ilimdir. Cenab-ı Allah bu ilimleri inanan insanların hayatındaki sıkıntılarını gidermeleri için insanlara göndermiştir. Derdi veren Allah şüphesiz dermanıda vermiş lakin bunu inanan insanların bulması için bu ilimler aracılığıyla göndermiştir. Bu sayede Allah'ın verdiği dertlere isyan eden insanlar hem bu dünyada hem de ahirette kaybedecek olanlardır. Burada inanan kişinin yapması gereken Allah'ın bizi hiç bir zaman yalnız bırakmadığını bilmek ve bu ilimlerden faydalanarak sıkıntılarını gidermektir. Bu sayede inanan insan hem bu dünyada daha mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamış olur hem de ahirette bunun mükafatını görür. İsyan etmek ya da sıkıntılardan kaçmak hiç bir zaman çözüm yolu değildir ve bu davranışlar sonucunda insan kaybetmeye mahkumdur. Bu yüzden kişiye düşen isyan etmek ya da umutsuzluğa düşmek yerine sabretmektir. Bu sabrın sonunda da Allah'ın da izniyle bu ilimler aracılığıyla kişi dertlerinden kurtulacaktır.