Hurufilik kimine göre bir din kimilerine göre bir tarikat kimilerine göre ise bir mezheptir peki gerçekte Hurufilik nedir, neye inanırlar amaçları nedir? Hurufilik harflerin gizemini araştırarak bunların batıni yani gizli yönünü inceleyen ve bu şekilde kutsal kitaplardaki manayı arayan bir inançtır. Bu şekilde bakıldığında hurufiliğin bir din olmadığı anlaşılacaktır ama bu inanç sadece Kuran-ı Kerim'i değil bilinen bütün kutsal kitapları inceler. Burada dikkat edilmesi gereken harflerin gizemini araştırarak dinsel anlamlar çıkaran her inanca hurifilik denemez. Örneğin Kabbala ve Bektaşilikte harflerlerin gizli yönünü inceler bu bakımdan Hurufilikle benzerlikler gösterirler. Kabbala ise harflerin gizemini araştırarak bununla ilgili tevratın gizemini çözmeye çalışan bir inançtır. Bu inanca sahip kişiler Allah'ın kendini belli bir sayıda dışsallaştırarak evreni yarattığını düşünürler. Bektaşilik ise hurufilikten etkilenmiş ve hurufiliğin bazı düşüncelerini benimsemiştir. Hurufiliğe inanan kişiler varlığın özünün sesten geldiğini düşünmektedir. Onlara göre evrende bulunan her şey bu sesler aracılığı ile varolmuştur.

HURUFİLİK TEMSİLCİLERİ

1386 yıllarında Şihabuddin Fazlullah Esterabadi geliştirilmiş harfçi tekniklerini kullanan Hurufiliği bir din olarak benimseyen ve yaygınlaştıran ilk kişidir. 1340 yılında dünyaya gelen Esterabadi on sekiz yaşlarında tasavvufa yönelmiş ve buna müteakip hacca gitmiştir. Hac dönüşünde Harezm ve Tebrize gelerek burada bulunan insanlarla yaptığı dini sohbetler sayesinde büyük saygınlık kazanmıştır. 1386 yılında ise Hurufiliği benimseyerek İstafanda bu düşünceyi dini olarak etrafına yaymaya başlamıştır. Belli bir süre mağarada inzivaya çekilen Esterabadi bunun sonunda mehdi olduğunu iddia etmiş ve çevresinde 7 kişilik bir çekirdek kadro oluşturmuştur. Bu yedi kişi yeni inançlarını hızla yayarak Hurufiliğin büyük bir kitle tarafından tanınmasına olanak sağlamıştır.

Ancak bu yeni sistemin yayılması bazı çevreleri rahatsız etmiştir. Timur'un oğlu olan Miranşah bu yeni sistemin başı olan Esterabadi'nin tutuklanmasını emretmiştir. Daha sonra hapse atılan Esterabadi burada idam edilmiş ve ibret olması için cesedi sokaklarda sürüklenmiştir. Aynı şekilde bu inancı yaymaya çalışan kişilerde yakalanarak hapse atılmakta, öldürülmekte ve cesetleri yakılmaktaydı. Bu olaylar sonucunda bu inancı besleyen kişiler inançlarıyla birlikte çeşitli yörelere dağılmıştır.

HURUFİLİĞİN ANADOLUYA GELMESİ

Bu bağlamda Hurufiliğe inanan kişilerin çoğunluğunun Anadolu'ya sığındıkları bilinmektedir. Eskişehir, Sivas ve Batı Anadolu da kendini gizleyen bu kişiler aynı zamanda Hurufiliği gizlice yaymaya tekrar başlamışlardır. Hurufilik inancı bu şekilde Anadolu'da da bazı kimseler tarafından benimsenen bir inanç olmuştur. Günümüzde ise çok olmasa da hala bu inancı benimseyen bir azınlık bulunmaktadır.